Her yıl 5 Nisan’da cübbelerimizi giyerek daha etkileyici etkinliklerle kutlamamız gereken Avukatlar Günü, salt bir mesleki anma gününden çok daha fazlasıdır. Dünyanın farklı ülkelerinde farklı anlamlarla kutlanan bu gün, Türkiye’de tesadüfen seçilmiş bir takvim yaprağı değildir. Bu tarih; Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’e uzanan çizgide, avukatların örgütlenme, tek çatı altında birleşme ve bağımsız bir savunma makamı inşa etme mücadelesinin en önemli kilometre taşlarını temsil eder.
Gelin, bu özel günün dünyadaki örneklerinden başlayarak, Türkiye’de nasıl adım adım kurumsallaştığına ve bu uğurda kimlerin tarihsel bir dedektiflik yaptığına yakından bakalım.
1. Dünyada Avukatlar Günü: Farklı Ülkeler, Farklı Tarihler
Türkiye’de 5 Nisan’da kutlanan Avukatlar Günü, evrensel ve tek bir tarihe sahip değildir. Dünyanın farklı bölgelerinde, o ülkenin veya kıtanın kendi siyasi ve hukuki tarihine göre şekillenmiş farklı anma günleri bulunmaktadır.
Etkinlik / Ülke
Kutlama Tarihi
Tarihsel Arka Plan ve Anlamı
Bilgi Bağlantısı
Tehlikedeki Avukatlar Günü(Uluslararası)
24 Ocak
1977 yılında İspanya’nın başkenti Madrid’de, faşist gruplar tarafından ofislerinde katledilen 5 işçi avukatının (Atocha Katliamı) anısına ilan edilmiştir. Özellikle Avrupa’da, mesleğini icra ederken baskı gören ve hayatı tehlikede olan avukatlara dikkat çekmek için kutlanır.
2001 yılında Amerikan Avukatlar Halkla İlişkiler Derneği (ALPIA) tarafından, avukatlara yönelik negatif popüler kültür stereotiplerini yıkmak ve mesleğin toplumsal faydasını vurgulamak amacıyla “Love Your Lawyer Day” adıyla başlatılmıştır.
Hindistan’ın ilk cumhurbaşkanı olan ve aynı zamanda bağımsızlık mücadelesinde çok önemli bir avukat/hukukçu olan Dr. Rajendra Prasad’ın doğum günü anısına her yıl 3 Aralık’ta görkemli törenlerle kutlanır.
2. İlk Tohum (1878): Cemiyet-i Dâime-i Muhibbân-ı Hukuk
Türkiye’de avukatlık mesleğinin örgütlü tarihi, 5 Nisan 1958’deki meşhur İzmir toplantısından tam 80 yıl öncesine, Osmanlı İmparatorluğu dönemine uzanır.
Modern anlamda Türkiye’deki ilk baro olan ve İstanbul Barosu’nun temelini oluşturan “Cemiyet-i Dâime-i Muhibbân-ı Hukuk” (Hukuk Muhipleri Daimi Cemiyeti), ilk genel kurulunu 5 Nisan 1878 tarihinde gerçekleştirmiştir.
O dönemde baro levhasına sadece 63 avukat kayıtlıydı. Genel kurulun açılış konuşmasını, baronun en yaşlı üyesi olan Rum asıllı Osmanlı Vatandaşı Kostaki Sardenski yapmıştır. Kostaki Sardenski’nin yaptığı açılış konuşmasında belirttiğine göre dünyada ilk baro, Bizans İmparatoru Justin tarafından İstanbul’da “order” adıyla kurulmuştur.1
İşte 5 Nisan tarihi, Anadolu topraklarındaki bu “ilk örgütlü savunma” iradesinin doğduğu gündür.2
3. Fikri Uyanış (1934): İzmir “Türkiye Avukatlar Birliği” Kongresi
Cumhuriyetin ilanıyla birlikte hukuk sisteminde köklü devrimler yapılmış, ancak baroların tek bir çatı altında toplanması fikri hemen hayata geçememiştir. Bu konudaki ilk somut irade beyanı, 3 Ocak 1934 tarihinde İzmir’de gerçekleştirilen “Türkiye Avukatlar Birliği” toplantısıdır.
Bu tarihi kongrede yurdun dört bir yanından gelen baro temsilcileri, “Türkiye Barolarının aynı çatı altında toplanması düşüncesini” resmi olarak kabul etmişlerdir. Bu kongre, bugünkü Türkiye Barolar Birliği’nin (TBB) fikri altyapısını oluşturan ilk büyük zirvedir.3
Ancak siyasi iklim ve dönemin koşulları nedeniyle bu karar hemen yasalaşamamıştır. Nitekim, 1938 yılında yürürlüğe giren 3499 sayılı Avukatlık Kanunu’nda (dönemin şartları gereği pek çok ileri hüküm içermesine rağmen) Barolar Birliği’ne yer verilmemiştir. Avukatların bir “Birlik” olma hayali, 1958 yılına kadar beklemek zorunda kalacaktır.
4. 1958 İradesi ve Av. Osman Kuntman’ın Tarih Dedektifliği
Takvimler 5 Nisan 1958’i gösterdiğinde, tüm Baro Başkanları İzmir’de (İzmir Ticaret Odası Toplantı Salonunda) yeniden bir araya geldi. İki gün süren bu tarihi toplantının sonunda iki büyük karar alındı: Türkiye Barolar Birliği’nin kurulması için çalışmaların başlatılması ve 5 Nisan’ın “Avukatlar Günü” olarak kutlanması.4
Türkiye Barolar Birliği nihayet 1969 yılında 1136 sayılı yasayla resmen kuruldu. TBB Yönetim Kurulu, 11 Ağustos 1969 tarihindeki ilk toplantısında, Avukatlar Günü’nün tarihsel arka planını bilimsel olarak saptamak ve gerekli incelemeleri yapmak üzere, baro tarihine yönelik derin çalışmalarıyla tanınan İstanbul Barosu mensubu merhum Av. Osman Kuntman5‘a resmi bir görev verdi.
Tarihi Değiştiren İnceleme:
TBB, raporu acele isteyince Av. Kuntman, 6 Eylül 1969’da sunduğu ilk kısa raporda İstanbul Barosu’nun (Cemiyet-i Dâime’nin) kuruluş tarihini sehven 24 Mart 1878 olarak belirtmiştir. Ancak Kuntman bir hukukçu titizliğiyle arşivleri incelemeye devam etmiş; Ali Haydar Özkent6 ve Hasan Basri Erk7 gibi dönemin diğer üstatlarıyla yaptığı mutabakatlar sonucunda, ilk genel kurulun aslında 5 Nisan 1878 olduğunu ispatlamış ve raporunu 1975’te TBB’ye sunarak güncellemiştir.
Bu keşif muazzamdı; çünkü 1958’de İzmir’de toplanan baro başkanlarının içgüdüsel veya geleneksel olarak seçtikleri “5 Nisan” tarihi, aslında mesleğin bu topraklardaki ilk örgütlenme tarihiyle (5 Nisan 1878) günü gününe örtüşüyordu. Bu, tarihsel bir tesadüften ziyade, mesleki hafızanın muazzam bir tecellisiydi.
5. Tutanakların Işığında 1987 Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu – Tekirdağ: 5 Nisan’ın Resmileştiği O Tarihi An
Tüm bu tarihsel birikime, İzmir’de 1958’de alınan ilkesel karara ve Kuntman’ın arşiv belgelerine rağmen, 5 Nisan’ın resmi ve bağlayıcı olarak “Avukatlar Günü” ilan edilmesi 1987 yılını buldu.
Türkiye’de avukatlık mesleğinin hafızasında, 15-16 Mayıs 1987 tarihlerinde Tekirdağ’da gerçekleştirilen Türkiye Barolar Birliği (TBB) XIX. Olağan Genel Kurulu’nun yeri bambaşkadır. Yıllarca gayriresmi olarak veya bölgesel düzeyde kutlanan “5 Nisan” tarihinin resmi olarak ve oybirliğiyle “Avukatlar Günü” ilan edilmesi, işte bu genel kurulun 10. Gündem maddesi görüşülürken gerçekleşmiştir.
Tarihi tutanakların sayfaları aralandığında, bu kararın arkasındaki demokratik süreç, mesleki hassasiyetler ve tarihi konuşmalar gün yüzüne çıkmaktadır.
“Hukukçular Günü Değil, Avukatlar Günü”
Genel Kurul tutanaklarına göre, gündemin 10. maddesinin açılmasını sağlayan ve konuyu kurumsal bir başvuruya dönüştüren ilk hareket Bursa Barosu’ndan gelmiştir. Kürsüye gelen Bursa Barosu Delegesi Av. Şerafettin Gökalp, 16 Ocak tarihinde TBB’ye yaptıkları müracaatı hatırlatmıştır.
Gökalp konuşmasında, avukatların bağımsızlığa kavuşmadıkça böyle bir günün kutlanmaması gerektiği yönündeki pasif direniş fikrine katılmadıklarını; aksine, mesleki sorunların kamuoyuna yansıtılması için belirli bir günün şart olduğunu vurgulamıştır. Özellikle saptanacak günün genel bir “Hukukçular Günü” değil, münhasıran “Avukatlar Günü” olması gerektiğinin altını ısrarla çizmiştir.
10 İmzalı Tarihi Önerge ve Bağımsızlık Şerhi
Görüşmeler sürerken, Divan Başkanlığına dönemin önde gelen 10 delege ve baro başkanı tarafından ortak bir önerge sunulmuştur. Önergenin temel gerekçesi tutanaklara şöyle yansımıştır: “Türkiye baroları çoğunlukla 5 nisanı avukatlar günü olarak kutlamaktadır. Toplum katları arasında da bu benimsenmiştir.”.
Ancak sunulan yazılı önergenin metninde, Türk avukatlarının “tam bağımsızlık ve öz yönetim” sevdasına atıf yapan çok ince bir şerh bulunuyordu:
“Bu nedenle, şimdilik 5 nisanın avukatlar günü olarak kabul edilmesini, öz yönetim ve bağımsızlığa kavuşulduğu günün ayrıca bir bayram günü olarak ileride düşünülmesini saygıyla öneriyoruz.”
Önergeye İmza Atan Tarihi İsimler:
Av. Nabi İnal, Av. Güneş Atabey, Av. İskender Özturanlı, Av. Fadıl Altop, Av. Ahmet Ersöz
Av. Yılmaz Korkma, Av. S. Yüksel Uşak, Av. K. Öztürk, Av. T. Karal, Av. Mustafa Peşen
1958’in Canlı Tanığı Kürsüde: Av. Enver Arslanalp
Önerge üzerine söz alan isim, 1958 yılında İzmir’de yapılan o tarihi toplantının canlı şahitlerinden olan İzmir Barosu Delegesi Av. Enver Arslanalp olmuştur. Arslanalp, tutanaklara geçen tarihi konuşmasında 5 Nisan’ın köklerini Genel Kurul’a şu sözlerle hatırlatmıştır:
“Efendim 5 Nisan, Avukatlar Günü olarak öteden beri kutlanmaktadır. Bu toplum katmanlarında tutmuş durumdadır. 5 Nisanın Avukatlar Günü olarak kutlanması 1958 yılında İzmir’de barolar arası bir kurul ve Türkiye Barolar Birliği’nin gerçekleşmesi yolunda bir karar alındı… İleride, ki bunun savaşımını hep birlikte vereceğiz, bir öz yönetim ve bağımsızlığa barolar kavuştuğu zaman… şimdilik düşüncemiz bundan ibarettir.”
Oybirliği ve Alkışlarla Gelen Kabul
Konuşmaların ve tarihi hatırlatmaların tamamlanmasının ardından Divan Başkanı, 10 imzalı önergeyi oylamaya sunmuştur. Tutanakların 164. sayfasında yer alan o tarihi an, kayıtlara şu ifadelerle geçmiştir:
BAŞKAN – “Biraz önce okumuş olduğum öneriyi oylarınıza sunuyorum: 5 nisan gününü avukatlar günü adı altında kutlamayı kabul edenler… Etmeyenler… Oybirliğiyle 5 nisan avukatlar günü olarak kabul edilmiştir. (Alkışlar)”
Böylece, 1878’de İstanbul’da atılan ilk tohum ve 1958’de İzmir’de filizlenen irade; 16 Mayıs 1987 tarihinde Tekirdağ’da tüm Türkiye barolarının delegelerinin oyları ve alkışlarıyla tescillenmiş oldu.
Bugün 5 Nisan’da giydiğimiz cübbelerin her bir düğmesiz yakasında; 1878’de Kostaki Sardenski’nin açılış konuşması, 1934’te İzmir’de atılan Birlik tohumu, 1958’deki kararlılık, Av. Osman Kuntman’ın arşivdeki alın teri ve 1987’deki TBB Genel Kurulundaki oybirliği ile alınan karar yatmaktadır. Bize bugünü armağan etmiş ve ebediyete intikal etmiş üstadlarımız başta olmak üzere Adaletin tecellisi için mücadele eden tüm meslektaşlarımın Avukatlar Günü kutlu olsun.
Yapılan ilk seçimde, hukuk eğitimini Paris’te almış bir Osmanlı vatandaşı olan Aleksandr Meryem Kuli (Alexandre Meriem-Kouli) İstanbul Barosu’nun ilk başkanı seçilmiştir. Dönemin çok kültürlü yapısını yansıtan bu ilk yönetim kurulunda; Başkan Yardımcısı Mehmed Şehrî iken, yönetim kurulu üyeleri Karabet Gürci (aynı zamanda kâtip ve sandık emini), Bedros Şaşayan, Kostaki Sardenski ve Agop Mercekyan’dan oluşuyordu. ↩︎
5 Nisan 1878 Cuma günü, İstanbul dava vekilleri tarihi bir toplantı yapmışlardır. Bu toplantı İstanbul Barosu’nun ilk genel kurul toplantısı, bu tarih ise baronun kuruluş tarihi olarak kabul edilmiştir.[1] Toplantıya katılan 63 avukattan yaşça en büyüğü olan Rum asıllı Osmanlı vatandaşı Kostaki Sardenski Efendi, baronun açılış konuşmasına başlarken: “Binâenaleyh mebde-i ittihad ve tecemmûmuz olan doksan beş senesi Rebîülâhiresinin ikinci ve doksan dört senesi Martının yirmi dördüncü ve bugünkü Cuma günü bizim için bir yevm-i mesud olduğundan…” ifadeleriyle bu toplantının bir başlangıç olduğuna işaret etmiştir. ↩︎
5 Nisan 1958 tarihinde İzmir’de Baro temsilcilerinin katıldığı bir toplantıda yapılmış, barolar tarafından “Medeni Kanun ve Cemiyetler Kanunu’na” müsteniden ve “Türkiye Barolar Birliği” unvanı ile bir dernek kurulması kararlaştırılmıştır. Ancak bu karara, “Kanunda değişiklik yapılmadıkça, yasal kuruluş olan baroların, Cemiyetler Kanunu’na göre de olsa birlik kuramayacakları” gerekçesiyle karşı çıkılması üzerine Adalet Bakanlığı’nın izin vermemesi üzerine bu girişim tamamlanamamıştır. ↩︎
1934 yılında alınan ilke kararı uyarınca tüm Baro Başkanları ve Baroların Temsilcileri bu karardan yaklaşık 24 yıl sonra, 5 Nisan 1958 tarihinde İzmir’de toplanarak, iki günlük çalışma sonunda Barolar Birliği’nin kuruluş çalışmalarını görüşmüşlerdir. Böylece İzmir’de ve İzmir Barosu’nun ev sahipliğinde başlayan çalışmalar sonucu; hem Barolar Birliği’nin kuruluşunun, hem 1136 Sayılı Avukatlar Kanunu’nun hazırlanması ve hem de ‘5 Nisan Avukatlar Günü’nün temelleri atılmıştır ↩︎
İstanbul Barosunun 2126 sicil sayısında kayıtlı üyesi, 1963 yılında Yönetim Kurulu Üyeliği, 1964 yılında Yönetim Kurulu Genel Sekreterliği, 1966 yılında Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı, 1969, 1971 ve 1973 yıllarında da Türkiye Barolar Birliği Delegeliği görevlerinde bulunan, İstanbul Barosunun 2126 sicil sayısında kayıtlı, Avukat Osman Kuntman, 23.11.2022 tarihinde vefat etmiştir. ↩︎
1940′ tarihli”Avukatın Kitabı”nın yazarı, 1. Dünya Savaşı gazisi, İstanbul Barosu’na 411 sicil numarasıyla kayıtlı, baro genel sekreteri, Konyalı Av. Ali Haydar Özkent’in (1887-1961) ↩︎
Hukukçu ve yazar, 1914 Adana doğumlu İstanbul avukatlarından. Meşhur Türk Hukukçuları kitabı yazarı.Osmanlı imparatorluğunun kuruluşundan zamanımıza kadar hukuk ve adalet sahasında şöhret kazanmış eser ve nam bırakmış Şeyhülislamların, Müftüyülenamların, Fetva eminlerinin, Hakimlerin, Adliyecilerin, Avukatların, Hukukçuların Hayatları, Eserleri, Meziyetleri, Hususiyetleri ↩︎